Aaryan
Forum Üyesii
- Katılım
- 25 Ara 2022
- Mesajlar
- 22,647
- Puanları
- 36
Yerli ve Kirli(“Kirli” ifadesi burada hakaret anlamında değil; ülkenin futbol dinamiklerini bilen, hem saha içi hem saha dışındaki düşük kaliteye inip muhatap olan, yönetimle oyuncu grubu arasında denge kurmaya çalışan, gazeteci-menajer ilişkilerini gözeten, modern futbolu takip etmeyi gereksiz gören bir kişilik anlamında kullanılmıştır. Yazının sonunda bu ifade daha net anlaşılacaktır.)Takım sporlarında başarının belirleyicisi olan bir gerçek ile başlayalım: Toplam Kalite.Yani sahada sadece 1-2 ya da oyunun tipine göre 3-4 yıldız oyuncunun bulunması, o takımın kaliteli olduğu veya başarılı olacağı anlamına gelmiyor. Kalan oyuncu grubunun da belli bir seviyenin üstünde olması mutlaka ama mutlaka şart. Saha dışı unsurları göz ardı ederek tamamen sportif bir örnek verecek olursak: Osimhen, Galatasaray’da değil de Beşiktaş’ta oynasaydı –ki bence olamazdı ama hadi yumuşatayım– bu, Beşiktaş’ın şampiyon olacağının garantisi olmazdı. Ancak aynı örnek Fenerbahçe için geçerli değil; aksine açık ara şampiyon olurlardı.Beşiktaş’ın son 4 yıldaki en büyük sorunu tam da bu: Toplam kalitesi çok düşük takımlar kurmak, ezeli rakiplerinin ise bunun tam tersi yapıda olması.Dün akşamdan mevki mevki örnek vereyim: Sağ bek, ligdeki ilk 5 takımda ilk 11'e giremez. Üçlü hücum hattı, ligin ilk 10 takımında kadroya dahi giremez. Sol stoperin için hiçbir takım yabancı kontenjanını harcamaz. Dün çok iyi oynayan 6 numaran –ki Beşiktaş formasıyla belki de en iyi maçını oynadı– seni yenen takımda yedekti ve devre arasında sana gönderildi. Kalecin idare eder, 8 ve 10 numara oynayan iki oyuncunun takıma ne katkı vereceği meçhul, sol bekin ise tavla zarı gibi. Hal böyle olunca “asker oyuncu” fazlalığı, sadece büyük maçlarda direnç sağlayıp küçük maçlarda duvara toslamana neden oluyor.Peki rakipler ne yapıyor?Senin üçlediğin, dörtlendiğin Göztepe'ye rehavetle bile gitseler 2 atıp dönüyorlar. Diğeri, bizim her sene ızdırap yaşadığımız Başakşehir’i, amaçsız bir maçta dörtleyebiliyor. Sadece hedefsiz oldukları maçlardan örnek verdim. Diğer maçlarda ne yaptıkları zaten yıllardır 100 puan civarı toplamalarından belli değil mi?Beşiktaş camiası artık şunu kabullenmeli: Son yıllarda iş bilmezlikle kurulan düşük kaliteli kadroların cezasını çekiyoruz.Eğer biz de “büyük takımız, renklilerden eksiğimiz yok” deyip Nisan-Mayıs aylarında iddialı olmak istiyorsak, Başkan’ın “ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız, mali disiplin getireceğiz” sözlerinin ardından yine göstermelik aksiyonlar alınırsa bu cenaze kalkmaz.Kabul etmek gerekir ki camianın önünde büyük bir mali yük var ve bunu sadece son başkana yıkmak büyük haksızlık olur.“Bu başkan yapamıyor, biri gelsin yapsın” diyorsak, bu daha da büyük bir hayal. Çünkü kimse bu çöp kadronun maliyetine katlanıp üzerine 12–15 transfer yapamaz. O zaman yapılması gereken belli: Büyük bir kampanya. Ama bu kez “feda, meda” değil… "Haydi başkanlar, pamuk eller cebe!" deme zamanı.Tabii bunun da bir şartı var: Artık iç kavgalara bir son verilmeli.Onursal Başkan Seba’dan sonra görev alan tüm başkanlara saldırmak yerine, bu insanların ellerinden geldiğince kulübe hizmet ettiğini, kimilerinin iyi, kimilerinin kötü işler yaptığını kabul edip geçmişin üstüne bir sünger çekmeliyiz. Bu isimlere, görevlerinin bitmediğini, mevcut tablonun oluşmasında iyi-kötü payları olduğunu hatırlatmak gerek.İşte bu noktada, Başkan Serdal Adalı bir çağrı yapmalı:Sayın Bilgili, Demirören, Orman ve Çebi’ye kulüp üzerinden değil bireysel olarak birer futbolcuya sponsor olmalarını rica etmeli. Kendisinin de bu oyunculara ek olarak kadro temizliği yapacağı sözünü vermesi kısa vadeli bir çözüm olabilir. Eski başkanların da “Sen başkansın, sen yap” demeden, “Biz bu kulübe başkan olarak adımızı yazdırdık, bu çağrıya icabet etmek boynumuzun borcudur” diyeceklerine inanmak istiyorum. Belki de safım…“Hayal kurma,” diyenler olacaktır.“Bu camiada kimse kimseye günahını vermez. Başarının gelmesini istemezler. Topçuyu biz alacağız, Serdal cakasını satacak derler. Biz yaptık artık yokuz der kaçarlar. Bulamazsın. Önemli olan Beşiktaş değil, renkler değil, ruh değil, sadece ego” diye düşünenler olabilir.O zaman şunu söyleyeyim: Zorlu ama uzun bir yolculuğa hazır olun.İlk adım: Taraftar olun.Yapılan her şeyin arkasında durun. “Yerli ve kirli hoca” hayallerinden vazgeçin. Bu başkanın yavaş yavaş kuracağı mali disiplin ve mütevazı kadrolarla, mevcut teknik direktörle bir kültür oluşmasını bekleyin. 2 yıl 3.lük, ardından belki 2 yıl 2.lik ve beşinci yılın sonunda şampiyonluk hedefi... Erken gelirse süper sürpriz olur.Ama şunu söyleyeyim:Ben hâlâ "X hoca gelsin, Y hoca gelsin, bize çağdaş, düzenli hoca yaramaz, bize medyayı-TFF’yi yönetecek biri lazım" sözlerini duymaktan çok sıkıldım.Yukarıda kalitesizliğini tek tek ortaya koyduğum bu kadroya rağmen hâlâ hocayı suçlayarak taraftarlık yaptığını sanan bir kitle var."2 oyuncu çıktı, 2 oyuncu girdi, defans değişti gol yedik" diyerek teknik direktörlüğü FM seviyesine indiren kitle var.Farkında mısınız bilmiyorum ama o değişiklikleri yapan adam, efsane Manchester United’ın efsane ismidir. Elbette hata yapar, yapmalı da... Ama bu kadroya bakıp hoca kellesi istemek, benim eski başkanlardan sponsorluk beklememden daha garip açıkçası.Bülent Bilirgenduhuliye.comHABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..